“Kızıldeniz’deki Savaş Tehdidi: Enerji Krizi Yerine Kıtlık Krizi Mi Geliyor?”

Kızıldeniz’de artan savaş tehdidi, dünya genelinde büyük bir endişe yaratmaya başladı. İran’ın ABD ve İsrail’e karşı yürüttüğü saldırılar, bu stratejik su yolundaki alternatif geçiş yollarını hedef alarak, uluslararası piyasalarda “Kriz büyüyor” korkusunu doğurdu. Hürmüz Boğazı, günlük 20 milyon varil petrol ve petrol ürününün geçtiği bir geçiş noktasıdır ve dünya genelindeki petrol ve petrol ürünleri ihracatının yüzde 20’si buradan sağlanmaktadır. Hürmüz’ü kullanan altı ülkeden dördünün alternatif bir geçiş yolu bulunmuyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, diğer ülkelerle kıyaslandığında belirli alternatiflere sahipken, Irak, Kuveyt, Katar ve Bahreyn’in alternatif rotaları sınırlıdır.

Suudi Arabistan, Kızıldeniz üzerindeki Yanbu limanını kullanarak doğudaki petrol sahalarından petrol sevkiyatını gerçekleştirebiliyor. Saudi Aramco, bu alternatif rotayı kullanma imkanı sunarak, günlük 5 milyon varil kapasiteye sahip bir boru hattı ile Hürmüz Boğazı’ndaki kaybın en az dörtte birini telafi edebileceğini ifade ediyor. Ancak, İran’ın savaşın 20. günü itibarıyla Yanbu limanı ve çevresindeki tesislere yönelik saldırılar gerçekleştirmesi, bu umutları suya düşürdü.

Enerji Uzmanı Dr. Zeynep Elif Yıldızel, “Savaş artık tüm dünya ülkelerini tehdit eden bir seviyeye ulaştı. İran, petrol fiyatlarını 200 dolara çıkaracağını iddia etti. Eğer petrol altyapısına yönelik saldırılar devam ederse, savaş sona erse bile bu altyapının yeniden inşası 8 ay ile 1 yıl arasında sürebilir” dedi. Birleşik Arap Emirlikleri ise Umman Körfezi’ndeki Fuceyra Limanı üzerinden günlük 700 bin varil sevkiyat yapabiliyor, ancak bu limanda daha önceden yaşanan saldırılar nedeniyle faaliyetler kısıtlanmış durumda.

Akademisyen Dr. Beyhan İncekara, “Tedarik zincirlerinin durumu da göz önünde bulundurulmalı. Hürmüz ve Ümit Burnu’nun geçiş maliyetleri artıyor, bu da küresel enflasyonu tetikleyebilir. Enerji altyapısındaki bu tür gelişmeler, riskleri daha da büyütüyor” dedi.

Irak’ın alternatif rotası ise Türkiye üzerinden geçiyor. Savaş öncesi günlük petrol üretimi 4,4 milyon varil olan Irak’ın, Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte üretimi 1,5 milyon varile düştü. Ancak Kerkük-Ceyhan boru hattı üzerinden günlük yalnızca 250 bin varil taşınabiliyor, bu da Hürmüz Boğazı’nın yerini alması için yetersiz kalıyor.

Kızıldeniz, 2,5 yıl önce Yemen’deki İran destekli Husi güçlerin Babulmendep Boğazı’ndan geçen gemilere saldırmasıyla büyük bir krize sahne olmuştu ve bu durum taşımacılık maliyetlerini hızla artırmıştı. Kızıldeniz’in kapanması, dünya ekonomisine yönelik etkiyi daha da derinleştirebilir. Zira Hürmüz Boğazı ve Kızıldeniz, küresel ticaretin dörtte birini oluşturuyor.

Bölge, yalnızca enerji değil, aynı zamanda gübre ve tahıl sevkiyatı için de kritik öneme sahip. Gübre arzının üçte biri, bu rotalardan geçerek sağlanıyor. Tüm bu gelişmeler, küresel tedarik zincirlerinde daha büyük sorunlara yol açabilir ve enerji krizinin yanı sıra bir kıtlık krizi tehlikesini de gündeme getirebilir.

Author: aysel kara