UNFPA’dan kadına şiddetin önüne geçecek uygulama: Amber

Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye, kadına şiddetin önüne geçmek için uygulama geliştirdi: Amber. UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçisi olarak 12 yıldır konuyla ilgili çalışmalarda bulunan oyuncu Songül Öden, Milliyet Gazetesi’nden Ceyda Ulukaya’ya konuştu.

Ceyda Ulukaya’nın bugünkü yazısı şöyle:

“Dünyada her 3 kadından biri fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalıyor. Türkiye’de hemen her gün bir kadın öldürülüyor. Şiddetin önlenmesi ise kapsayıcı politikalar ve koruyucu mekanizmaların gelişmesiyle mümkün. Bunun için de başta kız çocukları ve kadınlar olmak üzere tüm toplumun şiddet türlerini tanıması ve ihtiyaç duyduğu desteğe ulaşabilmesi hayati önemde. Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye, tam da bu yüzden, kadınları şiddetten uzak bir yaşama bir adım daha yaklaştırmak üzere bir mobil uygulama geliştirdi: Amber. İlk bakışta bir kadın sağlığı rehberi gibi görünen uygulama, şiddete maruz kalma halinde özel ekranı aracılığıyla bir başvuru adresine dönüşüyor. UNFPA Türkiye İyi Niyet Elçisi olarak 12 yıldır konuyla ilgili çalışmalarda bulunan oyuncu Songül Öden’le, geliştirilmesine katkıda bulunduğu Amber vesilesiyle konuştuk.

UNFPA’in İyi Niyet Elçisi olarak yürüttüğünüz çalışmalarda kadına yönelik şiddet konusunda neler gözlemlediniz?

Hiç unutamayacağım toplantım ilk buluşmam, sosyal hizmetlerin sahip çıktığı ve liseden henüz mezun olan kız çocuklarıylaydı. Oradaki kız çocuklarından ve hikayelerinden çok etkilendim. Hepsi hayata kendilerine ait olmayan çok ağır sınavlarla başlamışlardı. Aralarında bazıları ensest ilişkiden doğan çocuklardı. Kimisinin gözleri önünde annesi, kız kardeşi öldürülmüştü. Tüm bunlara rağmen beni en çok etkileyen şey hayata tutunma istekleriydi, o pırıl pırıl gözleri hayatım boyunca unutmadım. Ben de onlara tüm açıklığıyla kendi hikayemden bahsetmiştim. Oraya gitme sebebim, rol model olarak onların yarınlara olan umudunu tazelemekti ama kim kime rol model oldu emin değilim.

Amber uygulamasının geliştirilmesinde nasıl bir rolünüz oldu?

BM’deki arkadaşlarım bu uygulamayı neredeyse bir sene önce bana anlattılar ve çok heyecan verici geldi. Bu süreçte çalışma arkadaşlarımı sorularımla ve uygulamaya eklenmesini istediğim özelliklerle biraz yormuş olabilirim. Belki mesleğimden ötürü, mesleki deformasyon mu dersiniz bilmiyorum, “ötekine” olan empati duygum, “Eğer onların yerinde olsaydım ben neye ihtiyaç duyardım?” sorusunu bana sıklıkla sordurdu. Çalışma arkadaşlarım fikirlerime önem verip Amber uygulamasının daha geniş bir kitleye ulaşması için ellerinden geleni yaptılar. Kuşkusuz bunda sahadaki tecrübelerimin de katkısı olmuştur.

Amber, bilgi, destek ve güvenlik amaçlı yönlendirme özellikleri sunan kapsamlı bir kaynak. Bu özellikler, şiddeti önlemede ne kadar etkili?

İmdat dediğiniz anda karşısınızda sizi duyacak bir muhatap bulmak, ihtiyacınıza göre sizi yönlendirmek, kendinizi güvende hissetmediğinizde konum takip butonunu kullanmak, hukuki yardım almak ve tüm bunların Türkiye’deki bütün acil yardım hattı, adres ve aramalarını kapsayan tek bir uygulamada birleşmesi, daha da önemlisi bu uygulamanın geniş kitlelere ulaşması için 5 dile çevrilmiş olması, yardım isteyen kadının ana dilinde muhatap bulması hayati önemde. En değer verdiğimiz konu, kadınlara yalnız olmadıklarını hissettirmek.

AMBER’in çalışmaları sırasında ekibinizle konuşurken, masadaki her kadının şiddetin en az iki türüne maruz kaldığını kabul ettiğini söylediniz. Siz ne tür şiddete maruz kaldınız?

Kadına şiddet denince akla sadece fiziksel şiddet geliyor oysa bir çok insan şiddet türlerinden hatta kendine uygulanan şiddetten haberdar değil. Bence en acısı da bu. Günümüzde siber şiddet, ekonomik şiddet, psikolojik şiddet, flört şiddeti, cinsel tercihe dayalı şiddet, iş yerinde uygulanan mobing, kadınların hak ettiği yasaların uygulanmamasından kaynaklı sistemsel şiddete de maruz kalınıyor. Herkes bu istatistiğin içinde. Kadının gelişimine, büyümesine, kendini eşitler arasında tanımlamasına engel olan her türlü eylem aslında şiddettir.

Özellikle kadına yönelik şiddet konusunda gönüllü olduğunuz bu tür çalışmalar size ne ifade ediyor?

Bu tip bir çalışmanın içinde olmak en başta kendimi şifalandırıyor. Beş kız kardeşli bir evde büyümüş bir kadın olarak, çocuklarını tek başına büyütmek zorunda kalan bir annenin kızı olarak, hem okuyup hem çalışmış bir öğrenci olarak, kadına yönelik şiddetin, ayrımcılığın yoğun olduğu medya sektöründe çalışan biri olarak şunu çok iyi biliyorum ki; bir başkasının acısına ortak olduğunda, ihtiyacına destek olduğunda kendini de büyütmüş ve iyileştirmiş oluyorsun. O yüzden kadın hareketinde sadece kadınlarla değil; erkeklerle de birlikte mücadele vermek benim için çok değerli.

Songül Öden, UNFPA’le saha çalışmalarından yola çıkarak 7 farklı kadın karakteri canlandırdığı “Lâl Hayal” oyununda rol alıyor.

6 Şubat depremlerinden sonra bölgede bulunma fırsatınız oldu mu?

Ben de Diyarbakırlı olduğum için benim de ailemden çok fazla insan zarar gördü, enkaz altından çıkarıldılar. Ama yaşadığımız felaket öyle büyüktü ki bütün memleket yas eviydi. Dolayısıyla hepsi bizim kaybımız, hepsi bizim acımız. Benim 7-8 Şubat’ta bir ay öncesinden ayarlanmış Hatay İskenderun turnem vardı, bir önceki hafta oyunun kapalı gişe olduğu bilgisi gelmişti, çok mutlu olmuştuk. Şimdi bakınca o biletleri alan insanların çoğu yok, kalmamız için ayarlanmış otel yok, bütün ekibin Antakya yemekleri yiyeceğiz sevinci yok. Tabii ki o günlerde aktif olarak depremle ilgili çalışmaların içindeydim. Psikolojik ve maddi yardım ihtiyacı o kadar büyüktü ki bunun dışında kalmaya beşeri olarak imkan yoktu. Hem BM hem de kendi ekibimle depremden etkilenen çocuklara burs imkanı için seferber olduk. Bu çalışmalarımız ve bu yardımlaşma ağı halen devam ediyor. Zira bu yaraları sarmak ve yardımlaşmak uzun bir zamana yayılacak gibi görünüyor.

Uygulamada neler var?

İlk bakışta sadece bir adet takvimi gibi görünen Amber, özel ekranı sayesinde kadına yönelik şiddet konusunda farkındalığı arttırmak, şiddet yaşanması halinde yapılması gerekenlere ve bu konuda hizmet veren kuruluşlara dair bilgi vermek ve acil durumlarda desteğe ulaşmalarını kolaylaştırmak amacıyla Türkçe, İngilizce, Kürtçe, Arapça, Farsça olmak üzere 5 dilde hazırlandı. Uygulama ile kullanıcılar, kendilerini güvende hissetmedikleri durumda konum takibi yaptırma, acil durum mesajı gönderme ve acil yardım hatlarını arama imkanına sahip.

Şiddet hatlarına erişim

Amber, Bana Yardım Et, Beni Bilgilendir, Beni Yönlendir ve Bana Hatırlat olmak üzere dört temel başlıkta, şiddete maruz kalma halinde risk değerlendirmesi ve güvenlik planı yapmayı, maruz kalınan şiddet türüne uygun olarak başvurulabilecek en yakın sağlık ve koruma hizmet noktalarına erişip destek istemeyi sağlıyor. Uygulama üzerinden 183 Sosyal Destek Hattı, TKDF Aile içi Şiddet Hattı, ALO Gelincik Hattı, 157 Yabancılar İletişim Merkezive 170 Çalışma Hayatı İletişim Merkezi gibi şiddet hatlarının yanı sıra 155 Polis İmdat, 156 Jandarma İmdat ve 112 Acil hatlarına doğrudan bağlanmak mümkün.”

patronlardunyasi.com

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*