30 Katlı Yüzen Şehir: Dünyanın En Büyük Deniz Metropolü

30 Katlı Yüzen Şehir: Dünyanın En Büyük Deniz Metropolü

Son yıllarda zaman zaman gündeme gelen ve tartışmalara yol açan dev yüzen şehir projesi “Freedom Ship” (Özgürlük Gemisi), yatırımcılar tarafından yeniden hayata geçirilmeye çalışılıyor. Kalıcı bir deniz yerleşimi olarak tasarlanan bu proje, teknik özellikleri, bütçesi ve çevresel etkileri ile dikkatleri üzerine çekiyor.

Projenin detaylarına göre, tamamlandığında 2 milyon grostonu aşacak olan gemi, yaklaşık 1,6 kilometre uzunluğa, 244 metre genişliğe ve 30 katlı bir bina yüksekliğine ulaşacak. Güncel maliyetinin ise 16,1 milyar dolar (yaklaşık 12 milyar İngiliz sterlini) olacağı tahmin ediliyor. Geleneksel kruvaziyer gemilerinden farklı olarak, Freedom Ship uzun vadeli bir yerleşim alanı olarak planlanıyor. İçerisinde konutlar, iş yerleri, ilkokuldan üniversiteye kadar eğitim kurumları, hastaneler ve tıbbi araştırma tesisleri yer alacak. Bunun yanı sıra oteller, restoranlar, bankalar, müzeler, alışveriş merkezleri, 15.000 koltuk kapasiteli bir spor stadyumu, su parkı ve konser salonu gibi sosyal olanaklar da bulunacak.

Aşırı boyutları nedeniyle geleneksel limanlara yanaşamayacak olan Freedom Ship, dünya turunu yaklaşık her iki yılda bir tamamlayacak şekilde, saatte ortalama 8 mil (7 knot) hızla hareket edecek. Yapının, 80.000 kişiye kadar ev sahipliği yapması planlanıyor; yolcu, ziyaretçi ve lojistik malzeme taşımacılığı feribotlar, ikmal tekneleri ve hava araçları ile gerçekleştirilecek. Yatırımcı grubunun açıklamalarına göre, inşaatın Endonezya’da başlaması ve parçaların denizde birleştirilmesi öngörülüyor. Yapım sürecinin 3 ila 4 yıl sürmesi bekleniyor ve bazı sakinlerin inşaat tamamlanmadan gemiye yerleşebileceği belirtiliyor.

Çevresel etkileri açısından, Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) verilerine göre, küresel deniz taşımacılığından kaynaklanan sera gazı emisyonları 2018 yılında 1,19 milyar tona ulaşarak, insan kaynaklı emisyonların yüzde 2,89’unu oluşturdu. Freedom Ship’in geliştiricileri, limanlardaki sıkışıklığı azaltmayı, gelişmiş hibrit tahrik sistemleri kullanmayı, enerji geri kazanımını sağlamak ve su ile atık yönetimi süreçlerini uygulamayı taahhüt ediyor. Ancak, şehir ölçeğindeki konut, hastane ve ticari alanların sürekli enerji ihtiyacı ile açık denizdeki yoğun feribot ve uçak trafiğinin yaratacağı karbon ayak izi, projenin çevresel denklemini zorlaştırıyor.

Projenin hukuki boyutları da merak uyandırıyor. Açık denizlerde yürütülecek ticari faaliyetler, tıbbi araştırmalar ve atık yönetimi konularının hangi uluslararası yasal mevzuatlara ve denetim mekanizmalarına tabi olacağı, hâlâ netlik kazanmış değil.

Author: Elif Kurt