Yusuf Arslan tarafından kaleme alınan habere göre, Adalet Bakanlığı’nın hazırladığı 12. Yargı Paketi, AKP Meclis Grubu’na iletildi. Bu yeni düzenlemede, daha önce kadın hareketinin mücadelesi sayesinde paketten çıkarılan nafaka hakkı ve suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenlemelere yeniden yer veriliyor. Taslakta, yoksulluk nafakasının süresinin, evlilik boyunca geçen sürenin yarısı kadar, en az 5 yıl olması öngörülüyor. Medeni Kanun’un 175. Maddesi gereğince, boşanma durumunda yoksulluğa düşecek tarafa nafaka ödeneceği belirtiliyor. Ancak kamuoyunda “nafaka mağduru” olarak öne çıkan erkekler üzerinden yürütülen tartışmalar, yoksulluğa düşen tarafın çoğunlukla kadınlar olduğu gerçeğini göz ardı ediyor.
Son 25 yıl içinde kadın istihdam oranlarının %30’un altına düştüğü, kadınların annelik rolü ile kariyer fırsatlarının kısıtlandığı bir ortamda, yoksulluk nafakasının tartışılması kabul edilemez. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, her 10 kadından 2’si ekonomik şiddete maruz kalıyor. Kadınlar, ev işleri ve bakım görevlerine günde ortalama 4 saat 35 dakika ayırırken, erkeklerin bu alandaki katkısı yalnızca 53 dakika ile sınırlı kalmaktadır. Bu koşullarda, nafaka sadece bir ödeme olmanın ötesinde, kadınların evlilikteki görünmeyen, karşılıksız ve güvencesiz emeklerinin boşanma sonrası ekonomik karşılığıdır; bu nedenle bir hak olarak görülmelidir. Nafakanın süreyle sınırlanması, kadınlar ve çocuklar için yoksulluğu daha da derinleştirecektir.
Öte yandan, suça sürüklenen çocuklarla ilgili düzenlemeler de taslakta yer almakta. Daha önce 11. Yargı Paketi’nden çıkarılan bu düzenlemeler, kadın hareketi ve baroların çabası sonucunda yeniden gündeme geliyor. Taslağa göre, 12 ila 15 yaş grubundaki çocuklar için ağırlaştırılmış müebbet cezası yerine 15 yıl hapis cezası verilmesi planlanırken, bu ceza 18 yıla çıkarılacak. 15 ila 18 yaş aralığındaki çocuklar için ise, ağırlaştırılmış müebbet cezası yerine 24 yıla kadar hapis cezası uygulanacakken, bu süre 27 yıla yükseltileceği öngörülüyor.
Son yıllarda, suça sürüklenen çocuk sayısında kayda değer bir artış yaşanmış, sokaklarımız ve okullarımız güvensiz hale gelmiştir. Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre, 2010 yılında suça sürüklenen çocukların karıştığı olay sayısı 83.393 iken, bu rakam 2024’te 178.834’e yükselmiştir. Ancak, bu sorunun gerçekten çözüm üretecek mekanizmalarla ele alınıp alınmadığını sorgulamak önemlidir. Suça karışan çocuklar neden daha az ceza aldıkları için suç işliyorlar? Taslakta yer alan 3 yıl ek hapis cezası, sokaklarımızı güvenli hale getirecek mi? Çocuklar, yetişkinlerle aynı şekilde yargılandıklarında suç oranları gerçekten düşecek mi?
Çocuk adalet sistemi, yalnızca ceza normlarının uygulandığı bir alan değildir; sosyal hizmetler, eğitim ve psikoloji gibi alanların işbirliği ile ele alınması gereken multidisipliner bir alandır. Devlet içerisindeki tüm kurumların, sivil toplum kuruluşlarının, baroların ve diğer ilgili organizasyonların bir araya gelerek bu sorunu çözmesi gerektiği açıktır. Cezaların artırılması, en ekonomik ve basit çözüm olmanın ötesinde, kalıcı bir çözümü temsil etmemektedir. İnfaz yasaları göz önüne alındığında, hapis cezasına eklenecek olan bir yılın caydırıcı olmayacağı aşikardır. 11. Yargı Paketi’nden bu düzenleme çıkarıldığında, hangi çalışmalar yapıldığı ve hangi raporların hazırlandığı merak konusu olmaktadır. Yoksulluk, eğitim ve sosyal hizmetlerin güçlendirilmesine yönelik kalıcı çözümler üretilmesi gerekmektedir.
